Haber Detayı
22 Ocak 2015 - Perşembe 11:54 Bu haber 739 kez okundu
 
ELAZİZ-HARPUTUM DERNEĞİ KURULDU
Dernek&Vakıf Haberi


Elazığ’da ELAZİZ-HARPUTUM-DER Kuruldu

 

Elazığ’da Elaziz-Harput Kültürüne Değer Katanları Tanıtma Ve Yaşatma Derneği ( ELAZİZ-HARPUTUM-DER ) kuruldu.

Yrd.Doç.Dr.Enver Demirpolat başkanlığında kurulan Elaziz Harputum-Der, Harput ile bugünkü Elazığ’ı birleşerek bir sentez oluşturmak, Tarihi ve geleneksel ile yeni ve farklı olan her şey bu sentezde toplamak amacını taşıyor.

 

Dernek Başkanı Yrd.Doç.Dr.Enver Demirpolat Dernekle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; Derneğimiz 09.01.2015 tarihi itibariyle yedi kişilik geçici kurul öncülüğünde il dernekler müdürlüğüne müracaatla tüzel kişilik kazanmış ve kısa adı ELAZİZ HARPUTUM DER’dir.

 

Derneğimizin kuruluş amacını bir cümleyle özetlemek gerekirse, Harput kültürüne hizmet eden, değer katan, ihya edip onun oluşumunda pay sahibi olan şahsiyetleri tanıtmaktır diyebiliriz. İlk yıl hazırlık dönemi diye adlandırabileceğimiz alt yapı çalışmalarından sonra asıl atılımı, 2016 yılında yapmayı düşünüyoruz. Çünkü 2016 tarihi Harput’un Osmanlı hâkimiyetine geçişinin 500’üncü yıldönümüdür. Bilindiği gibi Harput 1085 yılında Müslüman Türklerin eline geçmiş bu tarihten itibaren bir daha gayr-i Müslim idaresi altına girmemiş nadir yerleşim yerlerinden biridir. Harput, beylikler tarafından el değiştirmiş nihayetinde 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. 2016 yılı bu bakımdan bize göre önem arzetmektedir.

 

Bir millet düşünün ki, sırtını güneşe verip Allah’a kul, habibine ümmet olma adına Hira-Nur Dağı’nda esen Muhammedi meltemi ciğerlerine çekerek İlay-i Kelimetullah için Nizam-ı Alem uğruna asırlar süren bir kutlu yürüyüşe çıkmıştır. Bu kutlu yürüyüş 1071 yılında yeni bir sayfanın açılmasına sebep teşkil etmiştir. Anadolu’nun paslı kilidini kıran Sultan Muhammed Alparslan, Malazgirt’te Teslisin Tevhid karşısında diz çökmesini sağladıktan hemen sonra Harput bu kutlu yürüyüşün karargâhlarından biri olmuştur.

 

Bir milletin yok olmaması için kendi tarihinin iyi bilinmesi ve korunması gereklidir. Tarihin iyi bilinip korunması ise, onun oluşumunda pay sahibi olan ilim adamları ve düşünürlerin araştırılarak, onların fikirlerinin günyüzüne çıkartılmasıyla doğru orantılıdır. Bir milletin gelecek dönemlerinde aktif rol oynayacak olan unsurlar arasında, o milletin inançları, gelenekleri ve göreneklerinin yanında yetiştirdiği bilginlerin eser ve fikirlerinin payı büyüktür. Harputlu/Perçençli Hoca İshak Efendi’nin ifadesiyle, “Bir millet ancak ilim adamlarının varlığıyla korunabilir. Onun için hocalara, dinin emir ve yasaklarına verilen değer gibi önem verilmesi gerekir.” Her ilim adamı, çalışmalarında öncelikle kendine, sonra mensup olduğu topluma ve insanlığa karşı sorumludur.

 

Bu bağlamda milletimizin bünyesinde yetişen ilim adamlarına karşı saygı ve minnet duymamız hem milli hem de insani ve ahlaki bir vazifedir. Geçmişe bakmak ve onu araştırarak ondan dersler çıkarmak, insanlığın ortak bir özelliği olarak kabul edilmektedir. Çünkü tarih denilen geçmiş, bir milletin milli şuur, benlik ve medeniyetinin oluşageldiği zamana bağlı bir süreçtir. Bu süreç, iyi bilinip değerlendirilemezse onun devamı olan gelecekten de emin olmak mümkün olmayabilir. Buradan hareketle diyebiliriz ki; bizim milletimiz bu açıdan oldukça parlak bir tarihi geçmişe sahiptir. Bu parlak geçmişin oluşmasında milletimizin bağrından çıkan ilim ve fikir adamlarının düşünce anlamında etkisi fazla olmuştur. Bu bağlamda “Peygamberlerin mirasçısı ulemadır” hadisi aynı zamanda bizim derneğimizin kuruluşunun hareket noktasını da teşkil etmektedir.

 

Tarihte bazı şehirler farklı sıfatlarla anılmıştır. Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Kudüs-ü Şerif gibi. Bu sıfatlandırmadan Harput’ta nasibini almış, Şehabettin Sühreverdi Harput için Makarr-ı Ulema demiştir. Ama tarihte Harput daha çok Darü’l-Feyz şeklinde anılmıştır. Genellikle Elazığlılar tarafından “Yukarı Şeher” diye isimlendirilen Harput, yetiştirdiği bilginler sayesinde bulunduğu bölgenin bir ilim merkezi konumunda olmuştur. Çevredeki beldelerden birçok insanın buraya gelerek ilim tahsil ettikleri de tarihsel bir gerçektir.

 

Harput’un ilmi ve kültürel mirasının sahibi olan ve onun varlığını devralması gereken bugünkü Elazığ Şehri’nin geçmişten günümüze kadar kendi bünyesinden yetişen ilim adamlarının kaleme aldıkları eserlerin bir araya toplandığı kütüphane veya arşiv tarzında Harput Kaynakça Merkezi ya da Harput Kültür Arşivi şeklinde bir yapı maalesef henüz daha oluşamamıştır. Harput’un manevi olarak dirilişine katkı sağlayacak bu tür girişimlere her zaman destek vereceğimizi burada tekrar ifade etmeyi şerefli bir vazife olarak kabul etmekteyiz. Ancak zaman ve külfeti gerektiren bu konu hakkında duyarlı kişi ve kurumların da konuya hassasiyet göstermesi gereklidir. Aksi takdirde sürdürülecek olan kayıtsızlık, maddeten yıkılan Harput’un manen de yıkılmasına sebep teşkil edecektir. Bu durum, Harput’un devamı olan Elazığ’ın da o yıkıntı altında kalmaktan kurtulamaması demektir. Derneğimiz gücü nispetinde bu arşiv ve merkezin oluşumunda bir çekirdek vazifesi olmak amacını da taşımaktadır. Harput/Elazığ’ın ihmal edilmemesi kanaatimizce oldukça önemlidir. Çünkü Harput/Elazığ, şimdiye kadar milli, manevi, dini, tarihi, ilmi, ahlaki vs. değerler dışında kendi bünyesine yabancı ideolojinin kolay barınamadığı, hemen her zaman, söz konusu değerlere sahip çıkmış, onları benimseyerek içselleştirmiş ve Türk-İslam kültürünün yaşandığı bir yerleşim merkezi olarak bilinmektedir. Aynı kilimin farklı desenleri gibi değişik inanç ve etnik grupları bünyesinde barındıran Harput, günümüze kadar yıllarca bu özelliğini hep korumuştur. Derneğimizce yapılacak faaliyetlerde Harput’un söz konusu özelliği hemen kendini fark ettirecektir. Türkmen, Kürt, Zaza, Arap, Alevi, Sünni, Süryani, Ermeni vb. tespit edilen tüm alimlerin bir ebru misali Türk Milleti Şemsiyesi altında oluşturduğu birliktelik kolayca göze çarpmaktadır.

 

İlay-ı Kelimetullahiçin Nizam-ı Alemaşkıyla sırtını Güneş’e dönüp Allah’a kul olmak adına hep batı’ya yönelen ve çağ açıp çağ kapayan bir milletin idarecilerinin yetiştiği mekteplerde de Harputlu alimlerin varlığı tespit edilmiştir. Bu durum kutsal bir ülkü adına, zalime korku ve mazluma umut veren bir düşünce ve yaşantının temel olarak geri planında kısmen Harputlu alimlerin de payının olması, yukarıda ifade edilen konuyu daha da duyarlı bir hale getirmektedir. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması ülküsünün alt yapısının hazırlanıp olgunlaştırılmasında manevi anlamda büyük bir pay sahibi olan Pir-i Türkistani Hoca Ahmed Yesevi’nin (ö.562/1166) misyonunu, Harput özelinde yaşayan ve yaşatan Harputlu alimleringünyüzüne çıkartılması bizler için tarihi bir görev olarak addedilmelidir. Bundan dolayı tarihin her döneminde, şairin deyimiyle; Hafızlar menbaı, alimler yatağı, / Evliya diyarı, şairler otağı,

Pervaz eder Harput’ta nice sedalar, / İşte Harputlu’nun hayat kaynağı, şeklinde ifade edilen ve Daru’l-Feyz ile Makarr-ı Ulema diye de sıfatlanan Harput’unkültürüne değer katanulema, şuara ve evliyaların tanıtımını yapmak ve onları yaşatmak gibi bir gayeyi gerçekleştirmek için inanmış yedi adamla yola çıkanderneğimizin asıl kuruluş amacıdır.

 

Bu hedefin gerçekleşmesini eğer Allah bize nasip ederse amacımız sonundaHarput Düşünce Tarihi’nin geçirdiği devrelere ışık tutulacağı gibi, Türk-İslam Düşünce Tarihi’ndeki zincir halkalarının birbirine eklenmesi ile beraber Anadolu Kültür Harmanı’nın Harput özelindeki tarihi serüveni de gözler önüne serilecektir.

 

Yirminci yüzyıla kadar Anadolu’da bir uygarlık ışığı gibi parıldayan yerlerden biri olan Harput, hemen yakınında kurulan Mezire’nin -bugünkü Elazığ- gelişmesi ile kısa sürede tam bir hayalet kente dönüşmüş, bir daha eski günlerindeki canlılığına maalesef kavuşamamıştır. İşte Derneğimiz Harput ve Harputluların toplumsal belleğine seslenip, burada kaybolan değerlerimizin mimarlarının yeniden canlandırılmaya çalışılması için bir çaba özelliğini de taşımaktadır.

 

Hayata geçirmek için uğraştığımız bu çalışma, Harput Çınarı’nın derin ve engin mazisinden beslendiği için bir anlamda dünkü Harput’u temsil eden bugünkü Elazığ’ı da ön plana çıkaracaktır. Çünkü dünkü Harput ile bugünkü Elazığ artık her alanda birleşerek bir sentez oluşturmak zorundadır. Tarihi ve geleneksel ile yeni ve farklı olan her şey bu sentezin içinde bulunmalıdır. Dolayısıyla Çubukoğulları’ndan Günümüze kadar Harput-Mezre-Mamuratülaziz-Elaziz ve Elazığ serüveni içinde yer alan ulema, şuara ve evliya ön plana çıkacaktır.

 

Biz seferle yükümlüyüz, zaferi veren Allah’tır. Harput’un manevi anlamdaki dirilişine yeniden Bismillah diyerek yola çıkan bizlere dua etmenizi talep ediyoruz.

Kaynak: ( Ajans23 Haber Merkezi) - Ajans23 Haber Ajansı Editör:
 
Etiketler:
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
En Çok Okunanlar
Alıntı Yazarlar
İstanbul
Yağışlı
Güncelleme: 21.01.2018
Bugün
- 12°
Pazartesi
- 10°
Salı
-
İstanbul

Güncelleme: 20.01.2018
İmsak
06:47
Sabah
08:18
Öğle
13:22
İkindi
15:50
Akşam
18:14
Yatsı
19:38
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
36
36
2
6
10
18
2
Medipol Başakşehir
36
31
3
3
11
17
3
Galatasaray
35
37
4
2
11
17
4
Göztepe
30
31
6
3
9
18
5
Beşiktaş
30
29
3
6
8
17
6
Kayserispor
30
25
3
6
8
17
7
Trabzonspor
29
33
4
5
8
17
8
Sivasspor
26
23
7
2
8
17
9
Bursaspor
25
28
6
4
7
17
10
Yeni Malatyaspor
23
21
7
5
6
18
11
Kasımpaşa
22
28
8
4
6
18
12
Akhisarspor
19
22
8
4
5
17
13
Alanyaspor
18
30
10
3
5
18
14
Osmanlıspor FK
18
26
10
3
5
18
15
Gençlerbirliği
17
22
9
5
4
18
16
Antalyaspor
17
19
8
5
4
17
17
Atiker Konyaspor
15
16
10
3
4
17
18
Kardemir Karabükspor
9
14
13
3
2
18
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı