Bugün - 24 Haziran 2017 Cumartesi
Elazığ 31°°C
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlarınız İçin
Yeni Üye
Gündem Trafik Kazası Dernek&Vakıf Elazığspor Siyaset Eğitim Resmi Kurumlar Asayiş İlçeler İş İlanları Sizden Gelenler Diğer »
Yazar Detayları

HIDIR DÜZKAYA

HIDIR DÜZKAYA - ADAM-I MERKEZİYETÇİLİK

ADAM-I MERKEZİYETÇİLİK
Yazı Tarihi: 16 Haziran 2015 Salı

Bir seçim dönemini daha atlattık çok şükür; darısı diğerlerinin başına desek mi, demesek mi bilemiyorum ama. Gürültü ve çevre kirliliğinin yanı sıra zihin bulanıklıkları, seviyesiz tartışmalar ve saire ve saire… Sonuçları ve yeni iktidar arayışlarını tartışma gibi bir arzum olmadığı gibi, bu minvalde bir sorumluluğu da derunumda görmüyorum. Her şeyi bilenlere bırakıyorum bu konuyu…

 

Başlamadan önce, bir önceki yazıma yorumları ile katkıda bulunan “MYA” rumuzlu değerli arkadaşıma teşekkür borç bilirim. Samimiyetine can’ı gönülden inandığım kıymetli yorumları bir önceki yazımızın muhtevasını genişlettiği gibi, bu yazımızın da sebebi oldu. Sağ olsun. Merkezileşme kavramını tartışmaya özen göstereceğim bu yazımıza da katkıda bulanan veya katkıda bulunmayı düşünen herkese şimdiden teşekkür ederim.

 

Merkezileşme kavramı tarım toplumuna geçtiğimiz günden bu yana, güç olgusunu kontrol altında tutan bir kişi veya bir azınlığın toplumun geriye kalanı üzerindeki tahakkümünün bir davranış biçiminde karşımıza çıkmasıdır. Özellikle sanayi toplumlarının ortaya çıktığı 18. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren merkezileşmiş yapılar sadece politik açıdan değil, ekonomik ve toplumsal kurumlarda da kendisi göstermiştir. Merkez Bankaları, merkezi iletişim birimleri, merkezi üretim birimleri (dev ölçekli fabrikalar), zamanın senkronizasyonu ve merkezileşmesi gibi… Bu tartışmayı fazla akademik bir ortama sürüklemek istemediğim için, size bu geçiş sürecinin detaylarından bahsetmeyeceğim. Merak eden arkadaşlar Alvin Toffler, Dominique Meda, Karl Polanyi ve benzeri yazarların eserlerinden faydalanabilir.

 

Bu merkezileşme kaygısı, bireyin ortaya çıkması ve kişisel zevklerin toplu üretimi parçalara ayırma arzusu sonucunda çevre örgütleri ve bireyi güçlendiren, Osmanlı’nın son dönemindeki güzel ifadeyle, adem-i merkeziyetçi hareketlerin etkinliğini giderek arttırmaktadır. Sivil toplum örgütlemelerindeki gelişmeler, ekonomik ve politik sınırların kalkması da aslında bu süreci tetiklemektedir.

 

Tartışma konumu merkeziyetçiliğin tarihsel çerçevesinden çıkararak, ülkemizdeki baskınlığı ve yönetimin merkezi bir idarede (bir kişi veya grubun elinde olduğu) yoğunlaşmasının sonuçları üzerinde duralım. Siyasi partiler başta olmak üzere, derneklerden tutalım da futbol kulüplerine kadar sürekli bir tek adam sultasının varlığı, söz konusu kurumların kendini geliştirme ve yenilemesi önündeki en büyük sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Merkeziyetçiliğin merkezinde “karizmatik liderin” varlığı söz konusu kurumun temsil gücünü zayıflattığı gibi, lider sonrası yaşanan fikri ve idare boşluğun en önemli sebebi olmaktadır. Bu kavramın alt zemini okunduğunda karşımıza gelenek kavramı üzerinden sürekli kendini haklı kılan, lider ve ideal gibi kavramlar doğrultusunda bireyi belirli kalıplara dökerek düşünme yeteneğine ciddi prangalar vuran ve bu birlikteliğin devamlılığını sağlamak için sürekli biz ve öteki çatışmasını yaşatarak meşruiyetini devam ettiren bir kavramsal çerçeve çıkmaktadır.

 

Toplum açısından bakıldığında ise; eğer biat edilen lider kurumsal politikalarında başarı kazanıyorsa söz konusu sınırlamalar veya ötekileştirmeler anlamını yitirmektedir. Bunun sonucu olarak sürekli hainler üreten, kendi gölgesi ile çatışabilen, tek adam yönetiminin cenneti getireceğine inanan, konuşmayan, konuşturulmayan ve gittikçe birebirine benzeyen bireyler yığını ile karşılaşmaktayız. Bu konuda ne kadar haksız olduklarını düşünsem de; ülkedeki menfaat ilişkileri ile kazanç kaplarını aralayan pragmatist makineleri (belki de daha doğru bir ifadeyle, mankurtlaşmış) tanıdıkça, bazen kendilerine hak vermiyor değilim (!).

Soru sormadan bitirmemek lazım; “Anayasal güvence altında hem bir hak hem de sorumluluk olması nedeniyle; bireyin herhangi bir partiye inanması veya oy vermek istememesi hakkını anayasal bir tehditle sınırlayan demokrasi anlayışımız, kaçıncı yüzyılın demokrasisini yaşamaktadır? Ayrıca demokrasi sadece belirli dönemlerde birilerine yetki devri ile sınırlandırılabilecek kesikli bir süreç midir?”

 

Hıdır Düzkaya

hduzkaya@gmail.com

 
İletişim E-Posta: - Telefon: Okunma Sayısı: 749
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

Tütmesi Gereken Ocak Nerde?
ADAM-I MERKEZİYETÇİLİK
AKLA KARŞI TEZLER...
MUKADDİME
GÜL FİDANI
Diğer Yazarlar

GEMİYE YENİ KAPTAN (Mehmet Altıparmak)
BU BÜYÜK TARAFTARA ŞAMPİYONLUK YAKIŞIR…
UYURSAN BİTERSİN ELAZIĞ (FARKINDAMIYIZ)
Tütmesi Gereken Ocak Nerde?
O’NUN ARDINDAN
DEPREMDE GÜVENDE OLMAK İSTEYENLER
İş İlanları

Facebook
Yazarlar
ÇAĞDAŞ YURT
GEMİYE YENİ KAPTAN (Mehmet Altıparmak)
       Elazığsporumuz, milenyu...
YUSUF DANIŞ
BU BÜYÜK TARAFTARA ŞAMPİYONLUK YAKIŞIR…
             &n...
FETHİ AHMET FIRAT
O’NUN ARDINDAN
      İnsanı yeniden inşa etm...
Furkan KARAHÜSEYİNOĞLU
UYURSAN BİTERSİN ELAZIĞ (FARKINDAMIYIZ)
Bazen gerçekten bazı şeylerin değiştiğini h...
HIDIR DÜZKAYA
Tütmesi Gereken Ocak Nerde?
Yeni bir bayram, yine memleketimde ve ailemin kana...
Kürşat Esat ALYAMAÇ
DEPREMDE GÜVENDE OLMAK İSTEYENLER
6306 sayılı kanunun vatandaşa bakan yönü...
PTT 1.Lig Puan Durumu
 
Hava Durumu ( Elazığ )
Bugün
12°°C - 31°°C
Pazar
13°°C - 33°°C
Pazartesi
14°°C - 35°°C
Salı
15°°C - 37°°C
Namaz Vakitleri ( Elazığ )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
02:5904:5212:3216:2520:0021:43

24 Haziran 2017 Cumartesi
Tarihte Bugün
1645 - Girit savaşlarının başlaması. Yirmibeş yıl süren bu savaş, Girit'in Türk orduları tarafından fethi ile sona erecektir.
1645 - Girit Adası'nın fethi.
1534 - Diyarbakır'ın fethi.
1913 - İkinci Balkan Harbi'nin başlaması.
Kim Kimdir
Günün Sözü
Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde fani dünyada bıraktığın eserlere kıymet verme.
(BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A))
Arşiv Arama
Twitter

Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlarınız İçin
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(166 Online) 0,05ms